Işimi çokk ama çok seviyorum. Gerçekten çok seviyorum. Yalnız her ne olursa olsun cumartesi günleri işe gitmek hep bir eziyet olmuştur bana. Haftasonu çalışıyor olmanın ezikliğimi dersin, izin günümün yetersizliğinden midir ya da sosyal medyada tüm arkadaşlarının gezerken attıkları fotograflar ve check-in ler mi buna nedendir bilemiyecegim simdi. Bir kere adı "hafta sonu" yani! Hafta bitmiş benim hala ne işim var burada boşluğuna düşürüyor beni..
Yarın sınava gireceğim için ve bugünden halletmem gereken bazı işlerim olduğundan patronum erken paydos verdi sağolsun.. ( Ya bu yazıyı okuyorsan eğer seni çok seviyorum canım patronum -bide şu maaşa bir zam yapsak :))) - ) Herneyse...
İşten çıkar çıkmaz standart cumartesi gereği direk kuaföre attım kendimi.. İşte ne bileyim manikürdü, ağdaydı, kaş ,saç vs. Baya bayaa bir oyalandım kuaförde. Buraya kadar herşey normal.... Tam fön çektireceğim bir ağlama krizine girdimki sormayın gitsin.. kuaföre dışarıdan biri girse ( saçlarım kısa oldugundan ) "ayy canım ya bitlendi demek ki uzun saçlarını kestirmek zorunda kaldı da ona ağlıyor kesin bu kız" diye düşünür heralde.. Lakin gelin görün ki neden çok farklı. Normalde özel bir işim yoksa eğer aslaa fön cektirmem cumartesi günleri.. Bugün önemli bir malumatım var! Hani şu ismini bir türlü bulamadığım kişi var ya.. Hee işte onunla buluşacağız. Bende yine bir dram senaryoları vs. Nasıl olurda O'ndan başka bir erkek için (eski sevgilim) fön çektiririm saçıma, hayırr kaldıramıyorum, zoruma gidiyor vs. Tutamadım kendimi başladım ağlamaya.. Zaten sabah uyandığımdan beridir sürekli bir ağlama hali var bende! (nefret ediyorum şu olumsuz halimden!)
Kuaförde süperr ötesi bir ablam var. Acayipp seviyorum onu.. Oda beni aynı şekilde. (NOT: Beni sevmeyen ölsün :p ) Yeterrr artık yaaa bıktım üç haftadır senin şu ağlak suratını görmekten diye bir dünya konuştuktan sonra..... hangi arada neyi nasıl ayarladı yaptı bilmiyorum ama ne zamandır bir boşluğunu yakalayıp randevu alamadığım psikoloğu kuaföre kadar getirtti kadın! ( O kedi buraya gelecek! Dedi ve geldi! )
Yaa birde bir dünya işim var. Yarın sınava girecegim. Son kez bir notlarımı kontrol etmem lazım, alışveriş yapmam lazım.. yaa birde adama söz verdim buluşacağız bla bla blaa... dememe kalmadı bir anda kendimi uzanmış çocukluğuma inerken buldum... Şaka şaka! Çocukluğuma falan inmedik. Ayrıca uzanmıyorsun yani bildigin oturuyorsun rahat rahat. Nasıl yaptı bilmiyorum ama kadın bir saatte yedi ceddime kadar öğrendi. -_- Neler konuştuk, bir sonraki seansa kadar benden neler istedi falan onları adapte oldukça yazacağım burada. Tek bildigim iki buçuk saatlik terapinin ardından daha bir kendime geldiğim. Hala sudan çıkmış bir balık gibi olsamda güzel şeylerin olabilecegine karşı bir inancım var artık...
Psikologla olan güzel ve sakin konuşmanın ardından hemennnn arkadasımı aradımm. Yaa vallahi "defol git bee saat kaç olmuş saatlerdir ağaç ettin beni, yüzünü dahi görmek istemiyorum" dese... haklı adam! Gelin görün ki demedi.. iki buçuk saat telefonuma dahi ulaşamadığı halde beklemiş beni. (Ben şok!) Nasıl mahçubum ama.. Belli etmiyorum ama nasıl utandım. Tamam yani kız dediğin beklenir ama bununda bir adabı vardır yani. Haber vermedim, telefonlara bakmadım oncaaa saat yok oldum ortalıktan. Şimdi birde ilk defa görüşüyor olmanın verdiği çekingenlik, o tuhaf hissiyat, yadırgama, merak durumları var. Ne diyecegim nasil davranacagım.. Elim kolum birbirine karıştı resmen.
Inanir misiniz?!!....adamda ne bir kızma ne bir asabiyet ne bir trip atma.. hicbirsey yok! Ben şimdi çakal-kurnazim yaa hani.. Kesin bunun amacı farklı, elde ettikten sonra degisir zırrlaması yapıp durdum kafamda. Ama laf lafı açıp konuştukça, birbirimizi anlattıkça tümm cin fikirliliklerim için utandım kendimden.. Ya bu kadar naif, anlayisli, medeni, zevkli, ince düşünceli ( bir de fazladan yakışıklı ) olur mu bir insan?? Sanki yillardir tanidigim bir arkadasimla hasret gideriyormus gibi sohbet ettik uzun uzun.. Hayallerimizi döktük birbirimize, keşkelerimizi ve hayal kırıklıklarımızı anlattık aynı zamanda.. Dürüst oldum ve dürüst olduguna yürekten inandım! Psikologdan sonra bu kadar iyi gelebilecegine ihtimal bile vermezdim isin dogrusu.. zaman su gibi akip gecti ve bize ayrilan sureninde sonuna geldik ama soz verdik birbirimize.. yeni zamanlar yaratip daha cok birbirimizi gormek adina..
Birini deli gibi severken bir baskasina yönelme çabasına zaten girmiyorum. Evet çok mutluyum şuan onunla ama bunun güzel bir arkadasliktan öteye gecmeyeceginin farkindayiz. En azindan simdilik ikimizinde öyle bir düşüncesi yok.. O kendi hayatindaki problemleri sıfırlayana kadar ve ben veremli sevgimden iyilesene kadar cok yakin iki dost olarak destek verecegiz birbirimize.. Ya sonra?... Sonrasini yasamadan kim bilebilir ki?
Bu arada yarın sınava girecek herkesee sonsuzz başarılar.. Umarım emekleriniz boşa gitmez, umarım 160 dakikaya sığdırabilirsiniz hayallerinizi.. Olmasa bile uzulmeye gerek yok inanin.. Hicbir sey dunyanin sonu demek degil. Eger birseyler olmuyor ise inanki daha iyisi olacagindandir.. Herseyin hayirlisi olsun hepimiz icin. Bol kalpli bol opucuklu basarilar. Ve yarin benimde sinava girecegimi düşünürsek eğer, uyuma vakti coktan geldi. Banada iyi geceler o halde. :)
Bu Blogda Ara
12 Mart 2016 Cumartesi
Benim Yarına Umudum Var Gibi - Günlük 12.03.2016
11 Mart 2016 Cuma
Bugün Kenan Doğulu'nun Eski Bir Şarkısı Gibiyim Sevgili Günlük - 11.03.2016
Sabah hicbirsey olmamis gibi uyandim. Nedensiz bir huzur var uzerimde. En azindan bu sabah kotu bir haberle uyandirilmadim diye mutluyum. O kadar ruhum bozulduki gecen sabah aldigim mesajdan sonra, telefonu elime almaya korkuyorum resmen.. Baktim mesaj var telefonda. Yuzumu dahi yikamadim actim okudum hemen... Gecen gece yazdigim iyi geceler mesajima karsilik şımarma oranımı ×100 kat yapacak derecede bir mesaj. O atmış, hani şu ismi belli olmayan.. :) Yuzumun gulumsemesi sabah gunesi gibi odama doldu resmen.. Yaa tamam kapilmiyorum, cizgilerim belirli.. Olurunu olmazinida o'da ben de gayet iyi biliyoruz ama iste boyle seyler oluncada.. heleki boyle icten.. insanin ayaklari yere basmiyor iste...
Butun gun guzel guzel konustuk.. Hersey yolunda.. Görüşemedigimiz her gün icin biraz daha sinirli ve heyecanli, biliyorum! Bende gorusmek istiyorum ama son dakikada cikan butun aksilikler rezil ediyor guzelim planlari.. Ama az kaldi az... ( cok az! ) :)
Oglen beklemedigim bir telefon aldim yine. Bu son diye konustugum (son bir bucuk yildir ayni son ) adam ( hani su blogu acmama neden adam ) aradi! Kim bilir ne diyecek diye triplere girerken hic beklemedigim bir sey oldu.. Hani su gecen gun blogumda bahsettigim kuzenim varya, hani bunlar kanli bicakliydi. Hem ona hemde nisanlisina bas sagligi dilemek icin aramis megersem.. Hic beklemiyordum ne diyeyim. Onun bu konularda ne kadar duyarli oldugunu biliyorum ama yinede bir daha aramaz hele ki onlar icin asla oyle birsey yapmaz derken cok sasirtti beni acikcasi... icim buruk bir sekilde kapattim telefonu. Telefon gorusmesinden sonra karsimdaki bos duvara kac dakika boş gözlerle bakıp dalip gittim bilemiyorum..
Cok enterasandir ki cok sakin bir gun gecti. Yine açtım, yine uykusuzdum.. olagan seyler disinda hicbir atak yoktu günde.. ( gelen guzel mesajlar ve sok etkisi telefon disinda )
Oyle bir noktadayimki simdi... Ne yapacagimi, neye karar verecegimi, nasil davranmam gerektigini bilmiyorum. Tum gun Kenan Dogulu'nun Aklım Buz Gibi sarkisini dinledim durdum..
Onumde iki secenegim var. Ya sevgimi kalbime gömüp sessiz sedasız ve kimsesiz yasayacagim. Ya da çivi çiviyi söker misali yeniden sevmeye calisip guzel gunler icin kendime sans verecegim. Olmadi en kötüsü çekip gidecegim buralardan....
İNSANOĞLUNUN TABİATINDA VAR - YOLA DEVAM..
10 Mart 2016 Perşembe
BUGÜN HERKES YARALI SEVGİLİ GÜNLÜK - 10.03.2016
Saat 06.00. Uyandim, telefonumda mesaj yok. Sarjim %100, telefon ısınmış hatta neredeyse patlayacak, sarjdan çıkartıp yastığımın altına iliştirdim telefonumu.. Dün gece söz verdim O'na. (Hala bir ismi yok, eee bulamadım ne yapayım) Güzel bir iyi geceler mesajı atacağım, sabah uyandığında okuyacak, mutlu olacak diye. Uyanip mesaji okudugunda ne tepki verecek merak ediyorum, o yuzden ayirmiyorum telefonu yanimdan. Uykum bölündü, istesemde tekrar uyuyamam ama rüyayla gerçek arası tatlı tatlı şekerleme yapıyorum sıcacık yatağımda.
Saat 06.40. Whatsapp coştu resmen.. Arka arkaya 5 yeni mesaj. Ilk mesajla heyecanlandim, irkildim yatagimdan baktım en tatlisko yengem yazmis.Önemsemedim hatta kizdim bu saatte ne mesaji diye. Sonra baktim kurtulus yok deli gibi yaziyor, tek gozumu araladim ve yazdiklarini okumaya calistim yarim yamalak.
Telefon o kadar çok ötüp durdu ki annem bile uyanıp odama geldi. (Kesin eski sevgilim mesaj atti zannetti adimm gibi biliyorum, kontrol etmeye geldi annemde bakayim barismaya meyillimiyim diye ama merak etme anne aramaz o artik) Uyku sersemi aldigim mesajla resmen şoka girdim. Hani böyle sıcacık bir duştan çıkmışımda buzun içine gömmüşler sanki o an beni...
-Diana.
-Diana.
-Diana uyan.
-Diana ben kime diyorum.
-Diana haberin var mi?
-Diana SEFOŞUN BABASI ÖLMÜŞ!!!!
Nasıl kalktim yataktan, nasil titredim nasıl aradım yengemi ne konustuk nasil basladim aglamaya hatirlamiyorum. Kesik kesik kaldi oralar kafamda. Yaa yengecimmm, benim canim yengem. Hürmetlerimi sunuyorum sana ama yani boyle bir haber boyle bir sekilde verilir mi? Nasil mal ettin beni, farkinda misin sen acaba!!!
Telefonu kapatir kapatmaz asil bekledigim mesaj geldi. Ama ben oyle keyifsiz oyle bitkin düştüm ki tepki verirken şaştım kaldım öylece. Adam yaziyor, benden salak salak gülücük mesaji sadece. Biseyde belli edemiyorum. Ne dicem adama sabahın köründe. Sefoş desem, o kim diyecek. Hiç anlatmadim bile o yüzden.
Kalktım işe gittim. 20 gün önce bir daha makyajsiz gezmek yok! Bir daha bakimsiz olmak yok! Vs vs vs diye laf sıkan kızdan eser yok. Ruh gibiyim. Icimden hicbir sey gelmiyor. Birde o yetmezmiş gibi merkezden geldiler ebesinin köründe. Toplantıydı falan filan derken öğleni gördük. Bugünün tek güzel yanı calistigim firmadaki sorumlum bana "sen kilo mu verdin yaa süzülmüşsün" dedi. Evet dikkat etmeye calisiyorum ( açım aç! Kaç gündür lokma gecmedi bu bogazdan. Neler cekiyorum ben sen biliyor musun?? ) diyerek hafiften bir gulumsedim. Onun disinda koca bir gün b*ktan yani.
Baktim nefes alamiyorum. Duvarlar uzerime uzerime geliyor. Saat 15.30 gibi kendimi zor attim disariya. Ciktim yuruyusumu yaptim. Kafamda yine cevapsiz sorular. Silik silik anılar, güzel günler ve o günlerden kalma keşkeler..
Yol boyunca düşündüm. Keşke dedim simdi gecen sene temmuz ayinin o güzel akşamına geri dönebilsek..
Ramazan ayındayız. Sevdigim adamla iftar yapmisiz, kuzenim ve nişanlısı ile buluşacağız.( nişanlısı sefoş) Vale arabayı getirdi ama arabanin f1 vitesi yok. Ayy bizimki bir dellendi. 2 saat ayrilamadik ordan. Yok restoranin yetkilisi yok valeler yok otoparkcilar sahili birbirine kattik kacistirdik. Ama sonunda bulduk vitesi taktik yerine. Kuzenim ariyor bir yandan nerede kaldiniz vs. Diye. Patladin sanki, geldik iste!!
Oturduk Atasehir'de bir mekanda. Akşam guzel, sohbet guzel, ikili cift bulusmusuz. Gulup egleniyoruz, selfiler cekiyoruz, check in yapiyoruz, mutluyuz falan. Allah'im dedim sükür. Sevdigim adam yanimda ailemden birileri yanimda. Sanki biz evlenmisizde siradan bir aksam geciriyormusuz gibi. Huzur tavan yapmis durumda bende. Hayatiminn en guzel gecelerinden biriydi belkide..
O aksamdan bu yana ne sular gecti köprünün altindan.. O aksam mutlu olan o dört kisi bir daha yasayamadik o aksami. O gün o masada sevgili olan ve birbirini cok seven biz şuan iki yabanciyiz birbirimize. O gün o masada birbirini gercekten seven kuzenim ve sevdigim adam kanlı bıçaklı düşmanlar hala birbirlerine. Herseyi gec.. O akşam o masada mutluluktan gözleri parildayan o Sefoş'un bugün evine öyle bir ateş düştü ki.. Bir daha ne kadar güzel bir hayatı olursa olsun, babasız bir kızın parladigi kadar paryalacak gozleri onunda..
Kuzenimede, sefoşada o kadar kızgındımki yasananlardan sonra.. Bugün hissizim. Yanlarında olmak istiyorum ama bir köşede sessizce aglamakla yetinebiliyorum sadece. Canım onun kadar yanıyor sanki.. Bir kac ay sonra düğünleri olacak ve eksik olacaklar en mutlu gunlerinde... icim buruk.. Pek fazla anlatamiyorum ben böyle seyleri. Patavatsizliklarimi sıraya dizip yazabiliyorum, konu şımarıklık olunca üstüme tanımıyorum, boş konuşmalarin efendisiyim. Ama konu dolu dolu konusmaya gelince -40 derece sıcakta aç ve susuz kalmış sokak kedisine dönüyorum resmen. Sesim cikmiyor, pısırıklaşıyorum..
Elimde olsa şimdi O gün - O masadaki - O mutlu insanlar olabilmek isterdim simdi yine.
Ama olmuyor iste.. Şimdi herkes yaralı ve herkesin yarası kendine kanıyor bir tek...
Günün devamını yazmaya bile gerek yok sevgili günlük.. Bugün ben bu kadarim. Yasadiklarimin pek bir önemi yok. Hissettiklerim daha ağır basıyor bugün...
Posted via Blogaway
9 Mart 2016 Çarşamba
SEVGILI GÜNLÜK - BUGUN 09/03/2016
Gün güzel başladı.. Ağlaya ağlaya "yaaa ben ise gitmek istemiyorum amaa" diye degil kendi istegimle kalktim yataktan. Dusumu aldim, suslendim vs ciktim disariya. Sabah sabah aldığım mesaj güzeldi. Tek kelime günaydın mesajı için gereksiz bir mutluluk doldu içime. Bunu okuyacagini adim gibi biliyorum. O yuzden tesekkur ederim sana tum kalbimle..
Ofisteki islerin yogunlugu bir yandan, acliktan midemin kavrulmasi bir yandan kendimi öğlen koşa koşa attim yuruyuse. Kafamda tabii yine bir suru deli sorular. Aklimdan hic cikmayan acaba arasam mi - aramasam mi? ( Eski sevgilimden bahsediyorum ) Bu ara birbirimize nispet yapip kışkırtmak konusunda uzerimize yok. Tamam kabul once ben baslattim hatta abarttimda abarttim ama o aynisini hatta beterini yapinca is degisti tabii.. Bana bir sinir geldiki tepeden tepeden sormayin gitsin. Tamam biliyorum bencilim. Bana gore ben herseyi yapabilirim. Simaririm, gulerim gecerim, gicik ederim, laf sokarim ama kimsenin bunlari bana yapmasini istemem. Ne yaaa allaaallaaa olamaz mi yani banane??? "OLAMAZ" tabii... Olmadi da.. Kac gundur o kadar kan kustum yardirdim. Adami bir gun pamuklara sardim sarmaladim sonra iki saat gecti gittim cuvala sarip duvardan duvara vurdum resmen. Peki o durur muu? Adam bir sustu iki sustu uc sustu. Dortte dunyanin kac bucak oldugunu gostermeye calisti bana.
Baktim olacak gibi degil, aradim konustuk. Ne yalan soyleyeyim cok ozlemisim sesini.. Hani su cigerimi ince ince dograyip bol yagda kizarttilar gibi ( allahim aklima edirne cigeri geldi, ben gercekten cok acim! ) sizim sizim sizladi canim..
Bu durumda açlık gibi birsey aslinda. Hani mesela simdi açım, tamam mi. Arada midem guruldayip duruyor açlıktan ölecek gibi hissediyorum. Sonra bir bardak su iciyorum ya da o sirada baska bir uğraş buluyorum kendime. Aninda gidiyor açlığım. Aşkta böyle! Bazen geberiyorum aşkımdan.. Radyoda bir şarkı çıkıyor mesela ben direk Flash tv'deki "Tülaaaaayyyy!!! Sevgilim aşkım beni terketmeee, evine geri dönnn!!!" diye böğüren adamdan farksizlasiyorum. Duvarlari yumrukluyorum. Sacimi basimi yoluyorum özlemekten. Sürekli hatayi kendimde aramak yerine "suçlu sizsiniz köpekler" diye birilerini suclayip hala ne kadar cok sevdigime agliyorum. Sonra.... Iki telefon caliyor ya da whatsapp gruptan iki salak komik mesaj geliyor. Sanki adam hayatima hicc girmemisim gibi gülüp eglenmeye devam ediyorum.
Biliyorum! Sizin soylemenize gerek yok! Ben tam bir dengesizim. Anım anıma tutmuyor. En ciddi olmam gereken yerlerde salak salak gülüyorum, herkes mutluyken ben olmadik biseye oturup iki saat agliyorum falan. Ama ne yapayim. Benimde tabiatim bu. Hatta benin tabiatim yok! Bu konuda bile dengesiz ve kararsizim. Instagram hesabimi donduruyorum mesela. Kimse gormesin istiyorum resimlerimi. Ama sonra canim fotograf cekilip like almak istiyor. Aslinda ben ne istedigime karar veremiyorum. Su hayatta olmam gereken yeri bir bilsem ve hayattan ne istedigimi bir keşfedebilsem dengesizliklerimde yok olacak gidecek. Bir yanim kacip gitmek istiyor, diger yanim burda kalip savasmak istiyor. Hem uyumak istiyorum erkenden hem de sabaha kadar televizyon izlemek. Hem susmak istiyorum hemde avazim ciktigi kadar bagirmak. Secim yapamayip her istedigimi yapmaya kalktigimda da basima gelmeyen halt kalmiyor tabii..
Neyse.. Oglenden sonrasi hizli gecti. Tam cikmama yakin üç tane adam geldi calistigimiz firmalardan birinden. Benim kahvemi cok ozlemis yapsam da icseymis.. """B*k iç emi! Çaycı mıyım ulan ben!!! Aksam 6 olmus. Git evinde karın yapsin kahveni. """ diyemedim tabii. Sirita sirita kalktim kahve yaptim. Ve gercekten o an ki insaniyetimle tükürmeden ikram ettim kahvelerini.
Cikar cikmaz mesaj attim birine. ( Henuz ona bir isim bulamadim. Daha cok yeni. Zamanla dusunucem bu konuyu) Aslinda aramak istedim ama cekindim. Nedendir bilmem her konuda edepsiz olan ben! Utandim azcik. Musait degilmis zaten. Kisa bir mesajlasmadan sonra eve gitmeye karar verdim.Öğlen yürüdüğüm yetmiyormus gibi nerden aklima estiyse akşamda yürüyeyim hem kafami bosaltirim hemde kalori yakarim dedim. Demez olaydim! Dondum. Gunduz Haziran havasi olan hava resmen Ocak havasina geri dönmüş. O kadar cok üşüdüm ki.. Birde bir huyum var benim. Yolda yuruyorsam eger mutlaka birilerini arar telefonla konusurum. ( o zaman daha hizli yuruyorum ve daha az yoruluyorum ) Rehberden teeek teek cevirdim sirayla tum kizlari aradim. Yaaa yemin ediyorum cok tatli arkadaslarim var benim. Mesela evde yatiyorum keyif yapiyorum ya da isten yeni cikmisim zaten yorgunum, o sirada birisi sirf laf olsun diye beni arasa - kendisi yuruyecek diye beni kullansa - birde telefonda on saat nefes nefese konussa vallahi telefonu yuzune kapatir bir surede spam numaralarina eklerim ben o kisiyi! Yaaa bunlar benim arama nedenimi bildikleri halde ve benim aynisini onlara yapmayacaklarimi bildikleri halde o kadar tatlisko tatlisko dinliyorlar ki beni. Ben gercekten cok sansli bir insanim. Tatli arkadaslarim kalp ben :).
Zor bela dona dona eve kadar geldim. Kapiya vuruyorum vuruyorum acan yok. Disaridan baktigimda zaten isiklar yanmiyordu ama ben bir umut yine zile bastim durdum. Evde kimse yok! Cantami yokluyorum, cantamda anahtar yok! 24 yasina geldim ustumde anahtar tasimayi ogrenemedim. Cantami bir karistirin DON LASTIGI bile cikar. O kadar gereksiz bir insanim. Ama ANAHTAR yok! Evdekileri aradim bir dunya agzima geleni saydiktan sonra aglaya aglaya kapiyi yumrukladim durdum. Kafami bir saga cevirdim bizim Murat abi. (Bina gorevlisi) cins cins bana bakiyor yine. Kapinin kenarindan cöpü aldi, dibime kadar girip bana ters ters bakip gitti. Ben hala agliyorum. Kıl oldu kesin bana. Bizimkiler beni evden kovdularda benim ondan kapiyi yumruklayip agladigimi mi dusundu acaba. Allahim ne olur oyle olmasin. Adam zaten dedikoducu. Vallahi 32 daire birden ayni anda evden kovulan kiz damgasi vurur bana!!!! Zaten adama gicigim. Biz buraya ilk tasindigimizda anneme "sizin o sisko kiz" diye beni anlattigindan beridir isinamiyorum bu adama bir turlu.
Bizimkiler hala gelmedi. Sarjim bitmek uzere ve seyyar sarj aletimde cantamda yok! Inanilmaz yorgunum, terledim ve dus almam lazim. Açım diyecegim ama zaten 20 gundur açım! Umarim bir an once gelirlerde bende kendime gelirim artik.
8 Mart 2016 Salı
Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun
Bir çok yazı, makale, roman, hadis, şiir var kadın üzerine.. Kadının tabiatı, ruhu, gücü ve toplumdaki yeri adına söylenmiş onca söz... Hangisi tam olarak anlatabilir ki bir kadını. Hangisi yeterli kalır bir kadının ömrüne sığdırdıkları için.
Kadın kırılgandır. Kadın naiftir.. Çocuktur biraz. Ama ANNEdir aynı zamanda.. Kadının yüzü gülerken içi kan ağlar, ruhunuz duymaz. Kadın hıçkıra hıçkıra ağlıyorken içinde bir umut bir heves vardır mutlaka yinede , anlayamazsınız.
Evi çekip çevirendir kadın. Ailesine destektir. Kocasına eş, anne-babasına güç, evladına şefkat, evinin bacasına dumandır her zaman.
Dağları devirebilecek kadar güçlü ama bazende yaprak oynatmayacak rüzgarlara karşı bile güçsüz, kırılgan, narindir.
Hangi kadın hak eder ki aldatılmayı.. Hangi kadın dayağa layık görülebilir, hangi kadın küfürü kaldırabilir.. Bir kadına tecavüz edince sızlamaz mı bir insan oğlunun yüreği..
Kadınlardır geleceği inşaa eden.. Geleceğimizi kirletmeyin.. Yıpratmayın.. Sızlatmayın..
Daha mutlu kadınların, daha mutlu yarınlar yaratabildiği güzel günlerde buluşmak dileği ile..
Hepimiz bir anne evladıyız.. Hepimiz bir emek abidesiyiz.. Tüm emekçi kadınların günü kutlu olsun..
7 Mart 2016 Pazartesi
Vazgeçmedim. Sadece Yoruldum.
Hangi aşk bitmek için başlar ki? Kim bile bile kendi canını yakmak ister. Kim batırır hayallerini suyun dibine bile bile, isteye isteye..
Ilk tanıştığımız güne gidiyor aklım.. Yüzüne gizli gizli ve uzun uzun bakıp ömrüme senle alakalı ilk hayali kurduğum o an canlanıyor gözlerimde.. Ne saf ne temiz ne imkansız hayallerdi..
Karda düşe kalka onca yolu gelip camımın köşesinden beni görebilmek için ne kadar üşüdüğün, hastalandığımda gece gece o hastane senin bu hastane benim durmaksizin benimle kostugun, sirf surprizler yapabilmek icin rezil olmak pahasina yapmadigin sey, girmedigin sekil kalmadiginda, her agladigimda isin ne olursa olsun o ann yanimda olman.. sevmeseydin yapar miydin bunlari?
Kimsesiz kalmak pahasina herkesi itip sana kostugumda, canimin yanacagini bile bile senden vazgecmedigimde, tüm olmazları ciğneyip hep senin kollarina kostugumda.. sevmeseydim ben yapar miydim peki bunlari?
Hata sende.. ya da hata bende.. umrumda bile degil.. Tek bildigim canimin yarisinin sende kaldigi.. tek bildigim, bilmesemde adim gibi emin oldugum canimin diger yarisina halen gozun gibi baktigin..
Biz sevmekten vazgecmedik, sadece yorulduk.. Yasadiklarimizdan, gecmisimizden, öncemizden, insanlarin kalabalik seslerinden biktik ve usandik.. Ama vazgecmedik sevmekten..
Yoksa.. Sevmesem.. Halen sana yaziyor olur muydum seni?
